Türkiye’de sağlık hizmetlerine erişimin temel yapı taşlarından biri Genel Sağlık Sigortası (GSS)’dır. GSS, aslında sadece bir prim yükümlülüğü değil, bireylerin sağlık güvencesine kesintisiz erişimini sağlayan sosyal güvenlik sisteminin önemli bir parçasıdır.
Ancak uygulamada pek çok kişinin GSS’nin ne işe yaradığını, kimleri kapsadığını, primlerinin nasıl hesaplandığını ya da borç oluşmasının nedenlerini tam olarak bilmediğini söylemek mümkün. Bu nedenle biz de Genel Sağlık Sigortası’nı detaylı şekilde ele alarak bu sigorta hakkında merak edilen tüm soruların cevaplarını sizin için derledik.
Genel Sağlık Sigortası Ne İşe Yarar?
Genel Sağlık Sigortası, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının prim ödeme sistemi şartıyla sağlık hizmetlerine erişimini sağlayan bir güvence sistemidir. Bu sistemin temel amacı ise Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan her vatandaşın asgari düzeyde sağlık hizmetine erişimini güvence altına almaktır.
GSS kapsamında kişiler;
- Devlet hastanelerinde ve üniversite hastanelerinde sağlık hizmetlerinden faydalanabilir,
- SGK ile anlaşmalı özel hastanelerde belirli katkı payları karşılığında muayene ve tedavi olabilir,
- Acil sağlık hizmetlerinden yararlanabilir,
- Reçeteli ilaçlara erişim sağlayabilir.
Ancak şunu belirtelim; GSS, tam kapsamlı bir özel sağlık sigortası değildir. GSS, sadece temel sağlık güvencesi sunar. Bu nedenle özellikle özel hastanelerde bulunan hızlı randevu, tek kişilik oda, geniş doktor seçimi gibi imkanlar GSS kapsamında yer almaz. Bu imkanlardan yararlanmak isteyen ve sadece Genel Sağlık Sigortası bulunan kişilerin, hastanenin belirlediği ücretleri ödemesi gerekir. Bu nedenle pek çok kişi, GSS’ye ek olarak Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) ya da Özel Sağlık Sigortası ile güvence seviyesini artırmayı tercih eder.
Kimler Genel Sağlık Sigortası Kapsamında Yer Alır?

Genel Sağlık Sigortası (GSS), Türkiye’de yaşayan geniş bir nüfus grubunu kapsayan zorunlu bir sağlık güvencesi mekanizmasıdır. Çünkü bu sigortayla kişilerin ekonomik gücüne ve isteğine bakılmaksızın ortaya çıkacak hastalık riskine karşı toplumun bütün fertlerinin sağlık hizmetlerinden eşit, ulaşılabilir ve etkin bir şekilde faydalanması amaçlanır. Bu amaca göre GSS kapsamında yer alan kişiler şu şekilde sıralanabilir:
- Sigortalı olarak çalışanlar (SSK, Bağ-Kur ya da Emekli Sandığı kapsamındakiler)
- Emekli maaşı alanlar
- Resmi olarak “vatansız” statüsünde olan kişiler
- Ailesindeki kişi başına düşen geliri asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar
- Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan 18 yaş altındaki çocuklar
- İşsizlik ödeneği ya da kısa çalışma ödeneği alan kişiler
- Türkiye’de en az bir yıldır yaşayan ve talepte bulunan yabancı uyruklular
- Talep eden yabancı uyruklu öğrenciler
- Stajyer avukatlar
- Haklarında koruyucu tedbir kararı bulunan kişiler
- Askerlik görevini er ya da erbaş olarak yapanlar, yedek subay öğrencileri ve askeri öğrenci adayları
- Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi öğrenci adayları
Kısacası Türkiye’de yaşayan ve başka bir sosyal güvencesi olmayan herkes, Genel Sağlık Sigortası kapsamında temel sağlık hizmetlerinden yararlanabilir.
Burada önemli bir nokta ise şudur: Türkiye’de ikamet eden ve başka bir sosyal güvenlik kapsamı bulunmayan herkes, zorunlu olarak Genel Sağlık Sigortası kapsamına dahil edilir. Yani GSS, isteğe bağlı bir sigorta değil, yasal bir zorunluluktur.
Gelir Testi Nedir ve GSS Primini Nasıl Etkiler?
Genel Sağlık Sigortası primlerinin belirlenmesinde en önemli aşamalardan biri gelir testi uygulamasıdır. Bu test, bireyin içinde bulunduğu hanenin toplam gelirinin, hanede yaşayan kişi sayısına bölünmesiyle kişi başına düşen aylık gelirin hesaplanmasını esas alır. Bu gelir tespit süreci ise Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV) tarafından yürütülür ve kişinin gerçek ekonomik durumunu objektif kriterler çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlar.
Gelir testi sonucunda ortaya çıkan kişi başı aylık gelir, güncel asgari ücret düzeyiyle karşılaştırılır. Eğer bu tutar, asgari ücretin üçte birinin altında kalıyorsa ilgili kişinin Genel Sağlık Sigortası primleri tamamen devlet tarafından karşılanır ve herhangi bir ödeme yükümlülüğü doğmaz. Ancak kişi başı gelir bu sınırın üzerine çıktıkça ödenmesi gereken prim tutarı kademeli olarak artış gösterir.
Bu kademeli prim sisteminde de sosyal adalet ilkesini gözetilir. Bu sistemin amacı; düşük gelirli vatandaşların sağlık güvencesine erişimini mali yük altına girmeden sürdürebilmesini sağlarken gelir düzeyi yükseldikçe sisteme daha fazla katkı sunulmasını mümkün kılmaktır.
Genel Sağlık Sigortası Primi Ne Kadar?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Genel Sağlık Sigortası primi, kişinin geliri ve asgari ücret baz alınarak hesaplanır. Geliri brüt asgari ücretin üçte birini geçmeyen kişilerin GSS primleri devlet tarafından karşılanır. Ancak geliri brüt asgari ücretin üçte birinin üzerinde olan kişilerin ödemesi gereken genel sağlık sigortası prim tutarı brüt asgari ücretin %6’sı tutarındadır. Buna göre de 2026 yılı için ödenmesi gereken Genel Sağlık Sigortası prim tutarı aylık 1.981,80 TL’dir.
Genel Sağlık Sigortası Primini Kim Öder?
GSS primi ile ilgili merak edilen bir diğer konu ise bu primi kimin ödeyeceğidir. Ancak bu durum, kişinin SGK’ya bağlı bir çalışan olup olmaması durumuna göre değişir. Buna göre GSS prim ödemelerini şu şekilde detaylandırabiliriz:
- Çalışanlar için: Prim işveren tarafından maaştan kesilerek SGK’ya yatırılır.
- Serbest meslek sahipleri için: Prim kişi tarafından doğrudan ödenir.
- Geliri düşük olanlar için: Devlet prim desteği sağlayabilir.
- Emekliler için: Prim emeklilik sistemi kapsamında karşılanır.
Yani çalışanların primlerini ödeme sorumluluğu ise işverenlere aittir. Ancak eğer kendi adınıza çalışıyorsanız bağlı olduğunuz kurum üzerinden gerekli sigorta primini kendiniz ödemeniz gerekir.
Genel Sağlık Sigortası Prim Borcu Neden Olur?
Genel Sağlık Sigortası prim borcu, çoğu zaman kişilerin farkında olmadan sosyal güvence statülerinde oluşan boşluklardan kaynaklanır. Mevzuat gereği zorunlu bir sistem olan GSS’de, bireyin SGK kayıtlarında aktif bir sigortalılık görünmediği anda prim yükümlülüğü otomatik olarak devreye girer. Bu durum, özellikle geçiş dönemlerinde ve statü değişikliklerinde daha sık görülür.
Buna göre GSS prim borcunun oluşmasına yol açan başlıca durumları şu şekilde sıralayabiliriz:
- Lise veya üniversiteden mezun olan gençler, mezuniyet tarihinden itibaren iki yıl boyunca mevcut sosyal güvenceleri kapsamında sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam edebilirler. Ancak bu sürenin sonunda kişi sigortalı bir işe başlamaz ya da farklı bir güvence statüsüne geçmezse GSS kapsamında prim ödeme yükümlülüğü otomatik olarak başlar.
- Bir işte sigortalı olarak çalışan bir kişinin işten ayrılması halinde SGK tarafından tanınan 10 günlük zorunlu sağlık hizmeti süresi bulunur. Bu sürenin sonunda kişi yeni bir sigortalılık statüsü kazanmazsa Genel Sağlık Sigortası prim borcu işlemeye başlar.
- GSS prim borcunun en yaygın nedenlerinden biri gelir testi başvurusunun ihmal edilmesidir. Kişi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na başvurup gelir testi yaptırmazsa sistem tarafından “resen tescil” uygulanır ve kişinin gelirinin asgari ücretin üçte birinin üzerinde olduğu varsayılır. Bu durumda prim borcu otomatik olarak oluşur.
- Gelir testi sonucunda hanede kişi başına düşen aylık gelirin, asgari ücretin üçte birinin üzerinde çıkması halinde primler artık devlet tarafından karşılanmaz. Bu durumda kişi kendi primini ödemekle yükümlü hale gelir ve ödeme yapılmadığı sürece borç birikmeye devam eder.
- Bir kişi eşinin sigortalılığı üzerinden sağlık hizmetlerinden faydalanıyorsa boşanma gibi durumlarda bu hak ortadan kalkar. Bu statünün sona ermesiyle birlikte kişi, kendi GSS primini ödemekle yükümlü hale gelir ve borç süreci başlar.
Genel Sağlık Sigortası Olmayan Kişiler Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Yaptırabilir mi?
Genel Sağlık Sigortası ile merak edilen bir diğer konu ise Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile bu sigortanın bağıdır. Ancak Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) yalnızca SGK’lı olan ya da Genel Sağlık Sigortası’ndan hizmet alabilen kişiler için geçerlidir. Yani TSS, GSS’nin yerine geçmez. Bu sigorta, GSS’nin üzerine eklenen bir teminat katmanıdır.
Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın genel mantığı şu şekildedir:
- GSS ile anlaşmalı özel hastanelerde ödenen katkı paylarını kapsar,
- Kişinin cebinden çıkacak fark ücretlerini büyük ölçüde ortadan kaldırır,
- Özel hastanede daha hızlı ve konforlu hizmet alınmasını sağlar.
Bu nedenle GSS’si olmayan bir kişi doğrudan TSS yaptırarak sağlık güvencesi elde edemez. Bunun için öncelikle ya SGK’lı olması ya da GSS hizmetinden yararlanabilmesi gerekir.
Sonuç olarak Genel Sağlık Sigortası, Türkiye’de yaşayan ve bu hizmetten yararlanabilen herkes için temel sağlık güvencesini sağlar. Ancak sağlık hizmetlerinde kalite, hız ve erişim beklentisi arttıkça GSS ile yetinmeyip ek çözümler aramanız oldukça mümkün. Bu noktada da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası devreye girer.
Biz de Ekol Sigorta olarak Genel Sağlık Sigortası’nın sunduğu temel güvencenin üzerine en doğru tamamlayıcı çözümleri ekleyerek hem bireysel hem de kurumsal müşterilerimizin sağlık risklerini en iyi şekilde yönetmelerine destek oluyoruz.
Eğer siz de özel hastanelerde fark ücreti ödemeden tedavi olmak ve daha kapsamlı bir sağlık güvencesine sahip olmak istiyorsanız daha detaylı bilgi için Tamamlayıcı Sağlık Sigortası sayfamızı inceleyebilir veya size en uygun çözümü sunmamız için hemen teklif alabilirsiniz.





